İnsan, tutunduğu dalın kırılacağını bile bile rüzgâra güvenmek zorunda.
18 Mart 2025
04 Mart 2025
Her gün aynı döngü… Sabah gözlerimi açtığım anda zihnimde beliren yapılacaklar listesi, bildirimlerle dolup taşan telefon ekranı, ardı arkası kesilmeyen e-postalar… Hep meşgulüm. Herkes meşgul. Sanki koşturmadığımız anlarda eksik kalacağız, geri düşeceğiz. Ama gerçekten bir yere varıyor muyuz?
Meşguliyetin bir statüye dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz. Ne kadar meşgulsek, o kadar önemli olduğumuza inanıyoruz. "Vakit yok" cümlesi, bir tür madalya gibi taşınıyor artık. Oysa bu kadar hız, bu kadar acele bize gerçekten ne kazandırıyor?
Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz ama nereye? Sokakta hızla yürüyen insanlara bakıyorum; yüzlerindeki gerginlik, sabırsızlık, önündekinin bir an önce çekilmesini isteyen bakışlar… Trafikte, işyerinde, market sırasındaki telaş… Sadece kendi işimizin hemen çözülmesini istiyoruz, başkalarının aciliyetine tahammülümüz yok. Herkes öncelikli, herkesin işi en önemli. Ama bu hengâmenin içinde kendimize ve başkalarına gerçekten zaman ayırabiliyor muyuz?
Belki de yanlış sorular soruyoruz. Daha hızlı olmak yerine, daha bilinçli olabilir miyiz? İşleri yetiştirme telaşı yerine, gerçekten anlamlı bir şeyler yapmayı deneyebilir miyiz? Sahi, her şeyin hızlandığı bu dünyada, zaman kazanmak adına kaybettiklerimizi hiç düşündük mü?
Hayatı bir aciliyetler bütünü olarak yaşamak yerine, anları değerli kılmayı öğrenebilir miyiz? Zira bazen en büyük ilerleme, durup düşünmektir. Belki de gerçek mesele zaman yönetimi değil, anlam yönetimidir…
18 Şubat 2025
03 Şubat 2025
31 Ocak 2025
09 Ocak 2025
06 Ocak 2025
30 Aralık 2024
27 Aralık 2024
01 Aralık 2024
Bazen her şeyi geride bırakıp başka bir hayata, örneğin bir ege kasabasına taşınmaya karar verirsin ve bu cesaret, seni büyütür. Evlenmeye karar verdiğinde, başka bir insanla hayatını birleştirme sorumluluğunu üstlenirken olgunlaşırsın. Boşanmayı seçtiğinde ise o zorlu sürecin getirdiği farkındalıkla bir kez daha büyürsün.
Ancak buradaki en önemli nokta, tüm bunların yalnızca başına gelen şeyler olmaması gerektiğidir. Hayatı akışına bırakmakla, bilinçli seçimler yaparak yaşamak arasında derin bir fark vardır. Sormak lazım: “Bu yolu ben mi çizdim, yoksa su kendi yolunu mu buldu?” Eğer seçimlerinin gerçekten sana ait olduğunu hissediyorsan, o zaman yaşamın iplerini eline almışsın demektir.
Hayat, seçimlerinle şekillenir. Ve insan, en çok kendi yolunu çizdiği zaman olgunlaşır.