01 Aralık 2024

İnsanı asıl olgunlaştıran şey, karşısına çıkan durumlar değil, bu durumlar karşısında verdiği kararlar. Hayatta iki yol arasında kalıp, “İşte bu!” diyerek birini seçmek ve o yolda yürümek, insana büyümeyi öğretiyor. Sorumluluk almak, sadece kendi kararlarının sonuçlarına katlanmayı değil, aynı zamanda bu sonuçların getirdiği değişimlere kucak açmayı da gerektiriyor.
Bazen her şeyi geride bırakıp başka bir hayata, örneğin bir ege kasabasına taşınmaya karar verirsin ve bu cesaret, seni büyütür. Evlenmeye karar verdiğinde, başka bir insanla hayatını birleştirme sorumluluğunu üstlenirken olgunlaşırsın. Boşanmayı seçtiğinde ise o zorlu sürecin getirdiği farkındalıkla bir kez daha büyürsün.
Ancak buradaki en önemli nokta, tüm bunların yalnızca başına gelen şeyler olmaması gerektiğidir. Hayatı akışına bırakmakla, bilinçli seçimler yaparak yaşamak arasında derin bir fark vardır. Sormak lazım: “Bu yolu ben mi çizdim, yoksa su kendi yolunu mu buldu?” Eğer seçimlerinin gerçekten sana ait olduğunu hissediyorsan, o zaman yaşamın iplerini eline almışsın demektir.
Hayat, seçimlerinle şekillenir. Ve insan, en çok kendi yolunu çizdiği zaman olgunlaşır.