Taylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2024

İnsanın değişim yolculuğunda en derin izleri bırakan iki temel itici güç vardır: Ya hayat ona bilgelik kazandıracak kadar çok şey öğretmiş, dünyayı ve kendini yeniden anlamlandırmasını sağlamıştır ya da ruhunda ve bedeninde derin yaralar açacak kadar büyük acılar yaşamış, onu eski benliğinden koparıp yeni bir kimliğe bürünmeye zorlamıştır. Öğrenme ve acı, insanın ruhunda devrim yaratacak iki uç nokta olarak karşımıza çıkar. İlki, farkındalığın ışığını açarak dönüşümü bilinçli bir süreç haline getirir; diğeri ise bir tür yangın gibi, küllerinden yeniden doğmayı mecburi kılar. Hangisi olursa olsun, değişim her zaman bir yolculuk, bir sınav ve yeni bir başlangıçtır.

01 Aralık 2024

İnsanı asıl olgunlaştıran şey, karşısına çıkan durumlar değil, bu durumlar karşısında verdiği kararlar. Hayatta iki yol arasında kalıp, “İşte bu!” diyerek birini seçmek ve o yolda yürümek, insana büyümeyi öğretiyor. Sorumluluk almak, sadece kendi kararlarının sonuçlarına katlanmayı değil, aynı zamanda bu sonuçların getirdiği değişimlere kucak açmayı da gerektiriyor.
Bazen her şeyi geride bırakıp başka bir hayata, örneğin bir ege kasabasına taşınmaya karar verirsin ve bu cesaret, seni büyütür. Evlenmeye karar verdiğinde, başka bir insanla hayatını birleştirme sorumluluğunu üstlenirken olgunlaşırsın. Boşanmayı seçtiğinde ise o zorlu sürecin getirdiği farkındalıkla bir kez daha büyürsün.
Ancak buradaki en önemli nokta, tüm bunların yalnızca başına gelen şeyler olmaması gerektiğidir. Hayatı akışına bırakmakla, bilinçli seçimler yaparak yaşamak arasında derin bir fark vardır. Sormak lazım: “Bu yolu ben mi çizdim, yoksa su kendi yolunu mu buldu?” Eğer seçimlerinin gerçekten sana ait olduğunu hissediyorsan, o zaman yaşamın iplerini eline almışsın demektir.
Hayat, seçimlerinle şekillenir. Ve insan, en çok kendi yolunu çizdiği zaman olgunlaşır.

25 Kasım 2024

İnsan yaşamı, her dönemiyle ayrı bir hikâye, ayrı bir arayıştır. Çocukluk, saf bir hayal dünyasının koruyucu kollarında şekillenir; maddi kaygılardan uzak, manevi sevginin sınırsız sıcaklığında bir yuva arayışı... Gençlik ise daha fırtınalıdır; arzuların peşinde koşarken, maddi kazanımlar bir güç ve özgürlük simgesi haline gelir. Ancak bu dönemde bile, ruhun derinliklerinde, anlam arayışının ince fısıltıları duyulur.

Yıllar geçtikçe, maddi başarıların parlak yüzeyi yerini bir iç sorgulamaya bırakır. Olgunluk dönemi, sahip olmanın ötesinde, olmanın anlam kazandığı zamandır. İnsan, artık sadece neyi başardığını değil, neyi hissettiğini sorgular. Zira paranın satın alamadığı şeyler, bir gün sessizce kalbin en ağır kefesine yerleşir: huzur, sevgi, anlam…

Sonunda insan, yaşamın bir matematik değil, bir şiir olduğunu anlar. (En azından bana göre) Maddi ve manevi değerler arasında bir denge kurma çabası, insan olmanın en kadim sınavıdır. Her yaş, ruhun bu dengeyi bulma çabasının başka bir perdesidir; kimisi kırılgan, kimisi cesur, ama her biri bir bütünün vazgeçilmez parçasıdır. Bu yüzden, her dönemi anlamla doldurmak, insanın kendisine verebileceği en büyük hediyedir.

08 Kasım 2024

Kayıplar ve yas, derinlerde kök salan bir bekleyiş gibi. Kaybettiğimizi sandığımız şey, her gün yeni bir yüzünü göstermek için sessizce pusuda, bir köşede sabırla bekliyor. Yas ise sona erdiği düşünülenle süregelen bir bağ; zamanın ötesine dokunan, bitmek bilmeyen bir hatırlayış.

06 Eylül 2024

Yenikışla / 29 Ağustos 2024

Belki de insan en zor kararı, doğup büyüdüğü topraklara bir daha dönmemek, çocukluğunun yazlarını geçirdiği yerlere gitmemek konusunda veriyor. Hayatın telaşı, iş güç, sorumluluklar derken hep bir bahane çıkıveriyor, hep bir erteleme oluyor. Ancak en acısı, sevdiklerini kaybettiğinde o topraklara dönmek zorunda kaldığında yaşanıyor. Veda etmek için, son bir kez uğurlamak için orada olmak… Bu, insana derin bir iç hesaplaşma yaşatıyor, duygularını altüst ediyor.

Peki, hayatta gerçekten ne önemli? Büyük bir mülk sahibi olmak mı? Dünyanın dört bir yanını dolaşmak mı? Banka hesabımızda yüklü bir para mı? Yoksa en değerlisi, sevdiklerinle geçirdiğin zaman, onlarla biriktirdiğin anılar mı?
İnsanı asıl zengin kılan, kalbine dokunan insanlar ve onlarla paylaştığın anılar. Sahip olduğun eşyalar, gezdiğin yerler zamanla silinip gidiyor; ama o anılar hep seninle kalıyor, seni sen yapıyor. Belki de en büyük miras, bu dünyada sevgiyle ve anlamlı anılarla iz bırakmaktır.
Çünkü hayat, varlığımızdan ziyade, ardımızda bıraktığımız hikâyelerde, paylaştığımız duygularda, biriktirdiğimiz o küçük, değerli anlarda saklı.

11 Ağustos 2024

Yolculuk, sadece bir yerden bir yere gitmekten ibaret değildir; aslında, deneyimlerimizle, kurduğumuz dostluklarla ve her adımda yaşadığımız büyüme ile şekillenen bir serüvendir. 
"Sana kimin eşlik ettiği" yolculuğun en önemli detaylarından biridir. Gerçek mutluluk, yolculuğumuzda yanımızda olanlarla paylaşıldığında anlam kazanır. 
Hayat, bir varış noktasından çok, birlikte yürüdüğümüz bir yolculuktur. Bu yolculukta, sevdiklerimizle paylaştığımız anlar en değerli hazinemizdir. Her adımda, onların varlığıyla zenginleşen bu deneyim, hayatımızı daha anlamlı kılar.

25 Temmuz 2024

Bektaşi kültüründe "öldü" demek yerine "gözümden gönlüne aktı" derler. Bu ifade, ölümün sadece fiziksel bir son olmadığını, ruhun ve sevginin varlığını sürdürdüğünü anlatır. Ölüm bir yaşamı sonlandırabilir ama aramızdaki ilişkiyi bitirmez. Sevdiğimiz birini kaybettiğimizde, her şeyi yitirmiş gibi hissedebiliriz ama gerçekten böyle midir? Ölümle birlikte her şey mi yok olur? Birinin ölmesi, onun önemini yitirmesi anlamına mı gelir? Hayır. Ölüm, sevgiyi sona erdirmez; aksine, anılarımızda ve kalbimizde yaşamaya devam eder.

Birini kaybetmek, onu unutmak ya da sevmekten vazgeçmek anlamına gelmez. Sevgi, ölümün ötesinde de var olmaya devam eder. Bektaşi inancına göre, kaybettiğimiz kişinin ruhu bizimle olan bağını korur ve bizi izlemeye devam eder. Bu inanç, kayıplarla başa çıkmamıza ve onların hatıralarını yaşatmamıza yardımcı olur.

Bektaşi felsefesine göre, ölüm bir son değil, ruhun ve sevginin devam ettiği bir geçiştir. Ölümle birlikte fiziksel varlık sona erse de, ruhsal bağlar ve sevgi devam eder. Bu felsefe, kayıplarla başa çıkarken bize güç ve teselli verir. Sevdiğimiz kişiler fiziksel olarak yanımızda olmasalar da, anılarımızda ve kalbimizde yaşamaya devam ederler. Bu yüzden, onları unutmak ya da sevmekten vazgeçmek zorunda değiliz. Sevgi, ölümün ötesinde de varlığını sürdürür.

08 Temmuz 2024

Hayat, her anın toplamından oluşur ve anı yaşamak, geleceğin belirsizliği veya geçmişin pişmanlıklarına takılmadan bu anların tadını çıkarmaktır. Keşfetmek, bilinmeyene merakla adım atmaktır ve her yeni deneyim bizi zenginleştirir. Varoluş sahnemize çıkanlar ve sahneden çekilenler, bize derin dersler getirir; ancak, içsel huzurumuzu bozanların hayatımızda yeri olmamalıdır. Pozitif enerji ve anlam dolu varoluşlarla çevrili olmak, daha anlamlı ve mutlu bir yaşam inşa etmemize yardımcı olur. Anı yaşamak ve keşfetmek, özgürlüğün ve mutluluğun anahtarıdır.

28 Mayıs 2024

Dünya, sürekli olarak seni başkalarının beklentilerine ve normlarına uymaya zorlar. Kendi gerçek kimliğini ve değerlerini keşfetmek ve bu doğrultuda yaşamak, bu baskılara karşı cesurca direnmeyi gerektirir. Bu süreçte kendi özünü korumak ve samimi bir hayat sürmek, en büyük kişisel başarıdır.

20 Mayıs 2024

Yalnızlık, insanı bazı yaşlarda sessizce derin bir uçuruma çekebilen karanlık bir hastalıktır. Korkular da bu yalnızlığa katıldığında, dipsiz bir kuyunun içine daha da hızla çekilirsiniz. Hayatta her şey zor: Bir işe sahip olmak, işsiz kalmak, hayalleriniz için mücadele etmek zor; ama mücadeleden vazgeçmek çok daha zor. Çocuk sahibi olmak ya da olmamak; her biri, hayatın ağır yükleriyle dolu zor seçimlerdir. Bu zorluklar arasında her adım, her karar birer sınavdır, ruhumuzu derinden etkileyen birer meydan okuma.

29 Nisan 2024

Üzüntümüzle ve korkumuzla ilgilenmeliyiz. Onlara yakın durup, düşünmeli ve merak etmeliyiz. Biraz durup, duygularımızı iyi ya da kötü diye etiketlemeden kabullenmeye çalışalım. Direnci kırmak için gereken çabayı ve fedakarlığı göstermeliyiz. Aksi durum daha da körelmemize neden oluyor.

13 Mart 2024

Ruh sağlığının, statünüz, sosyal çevreniz ya da sahip olduğunuz diğer şeylerden daha önemli olduğunu anladığınız an; bedeninizi nasıl sağlıklı besinlerle besliyorsanız, ruhunuzu da aynı şekilde sadece pozitif insanlar, duygular ve düşüncelerle beslemenin değerini fark ediyorsunuz. 

26 Şubat 2024

İnsanların evliliğe yönelik derinlemesine çekilmesi, temelde yaşamın dönem dönem sunduğu zorluklar ve mutluluklar karşısında yanımızda bir tanık olma ihtiyacından doğuyor. Hayatın her bir virajında, acılarımızın ve sevinçlerimizin bir başkası tarafından görülüp tanınması arzusu bizi sarar. Ancak, ilişkilerimizin yolları ayrıldığında, yaşadığımız bu kopuş süreci, bir zamanlar paylaşılan anıların şimdi sessiz bir boşlukta yankılanmasına neden olur. Tanıklık edecek bir kişinin eksikliği veya yeni bir tanığın hayatımıza girmesinin zorlukları, bizi derinden etkiler. Bu, evlilik arzusunun sadece iki insanın bir araya gelmesinden çok daha fazlasını ifade ettiğini gösterir: Hayatımızın, bir başkasının gözleriyle anlam kazanmasını, paylaşılan deneyimlerle daha da zenginleşmesini istememizdir. (Tanıklık)

23 Şubat 2024

Dünyayı değiştirmeye dair büyük hayaller kurmak yerine, neden ilk adımı kendimizden başlatmayalım? Kendi iç dünyamızda bir değişim yaratmak, dış dünyada büyük farklar yaratabilir. Ve belki de en önemlisi, bu içsel dönüşüm, bizi gerçek benliğimize, doğanın sakin ritmine daha yakın bir yere taşır.

01 Şubat 2024

Hayat, bazen en umulmadık anlarda en büyük dersleri verir. Bir bakmışsınız, yıllardır yanı başınızda olan ama hiç fark etmediğiniz bir gerçeği görmüşsünüz. Hayatın bu sürprizleri, bizi kendimize getirir, kim olduğumuzu, nerede durduğumuzu hatırlatır. Ve en önemlisi, hayatın her anının kıymetini anlamamızı sağlar.

12 Ocak 2024

Kuşku ve umutsuzlukla, masumane niyetler ve hayallerin aynı zihinde buluşması, insanlık için en korkunç kaderin ta kendisidir.

02 Kasım 2023

Neden bu dünyada her zaman ya derin bir sevginin içine dalıp kaybolmak ya da koyu bir nefretin karanlık dehlizlerinde kaybolmak zorunda olduğumuzu sorguluyorum. İnsan duygularının bu iki uç arasında bir yerde, daha dengeli ve sakin bir limanda demir atmasının gerçekten bu kadar zor olup olmadığını merak ediyorum. Bu iki duygunun yoğun çekişmesi arasında, huzurlu ve dengeli bir ara noktada var olabilmek neden bu kadar ulaşılmaz görünüyor?

09 Ekim 2023

Kendini başka bir insan gibi göstermeye çalışmak beyhude bir uğraş. Gerçekten ilginç olan, eski kişiliğin yeni deneyimlere nasıl bir yanıt vereceğidir.

10 Eylül 2023

İnsanlar sadece etrafında olanlarla değil, aynı zamanda zihinlerinde kurguladıkları olaylarla da yaşarlar. Bu zihinsel dünyada, gerçek hayatta büyük etkisi olan şeyler bile bazen önemsizleşebilir. Derin düşüncelere daldığımızda, günlük hayatın telaşesinden uzaklaşır, olaylara daha dışarıdan bir gözle bakarız. Bu noktada, sadece bir izleyiciye dönüşüp hayatın akışını sorgulama fırsatı buluruz.

08 Eylül 2023

Yaşamın en değerli anı şu anki an, zira gerçekte sahip olduğumuz tek zaman dilimi bu. Diğer her şey sadece zihinsel bir yapı. Ancak, bu kadar geçici ve hızla akıp giden bir anın kıymetine varmak, bazen aşırı bir ciddiyet olarak algılanıyor.