Bazen bir eksik olduğunu fark edersin hayatında, kim bilir belki de yüreğinin en derininde.. Bir gün o eksiklik yerini kocaman bir umuda bırakır, tutunacağın dalın budağın olur. Dönüştüğün duygunun adını koyacağın bir anlam aramaya başladığında da dalın budağın kırılır. Bir bakmışsın umudun karşında, aranızda koca bir deniz, denizin üstünde umutlarını taşıyan gemiler, gemilere yüklediğin anlamlar... O gemi gelecek be karadutum.
Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok. Neden ben de sizin gibi olamıyorum? Bir ben miyim düşünen? Bir ben miyim yalnız?
Huzurun ayağınıza kadar gelmesini beklemeyin, Koşun! Yalın ayak koşun! Yakan kum tanecikleri, çakıl taşları olsun canını acıtan Daha beteri acıtmadı mı ki canını
Keşke daha yüz pencere olsa da, yüzünü de açsak Pencereyi kapatma, Pencereler kapandığı için belki de... Bunun için fena olduk, Senin bir dalgan varmış hani. Daha güzel, daha haklı insanlar, O dalgayı kaybetme...
Sen doğar doğmaz dikilirler tepene, işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan değirmenleri, büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan hürriyetiyle hürsün! Başın ensenden kesik gibi düşük, kolların iki yanında upuzun, büyük hürriyetinle dolaşıp durursun, işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!
Tanrı yeryüzüne geldiği zaman çingenelerle anlaşamaz ve bir sonraki uçakla geri döner. Bu benim hatam değil.. Bir dönüm noktası belirle ve herşeye yeniden, yeniden başla Leyla
Araftayım, bir pazar yalnızlığı bir gri pazartesi başlangıcı gibi duran insanların uzağında, benim gibi bir bahar başlangıç telaşı bir iğde kokusuna bulanmış bir bahar başlangıcı telaşı yaşayan insanların arasında
“Yalnızlık insan duygusunun en derindeki gerçeğidir. Yalnız olduğunu bilen ve bir başkasını arayan tek varlık insandır… Yalnızlık duygusu hem bir ceza hem bir aramadır, bir sürgün cezası olduğu kadar sanki o sürgünden artık kurtulacağımızı duyuran bir durumdur. İnsan yaşamının tümü bu diyalektiğin etkisi altındadır.”