“Gökyüzünün rengi ne?
-Mavi.
-Olmadı.
-Neden?
-Sen en son ne zaman gökyüzüne baktın?
-Hatırlamıyorum.
-Gökyüzünün rengini ezberinden söylüyorsun. İşte bu yüzden cevabını kabul edemem.”
03 Aralık 2015
Gecelerim
Güneşin alevden saçları,
Aşınca karşıki tepeden...
Gölgeler sarar yamaçları,
Ürkerim gelecek geceden..
30 Kasım 2015
Sokak Çalgıcısı / Akordeon
Gözlerinde henüz hayattan umudunu kaybetmemiş, bakışlarıyla ise hergün ki olağan cadde de yürümeye devam eden orta yaşlı bir adam...
Elinde eskimiş akordeonuyla çaldığı klasik ezgi, kaldırım kenarların daki sonbaharı yaşayan yaprakları bile adeta hareketlendiriyordu.
Bir an göz göze geldik ve başımızla selamlaştık. Birbirimizin ne hissettiğini çaldığı ezgi bile anlamıştı...
T.A.
18 Kasım 2015
Sen doğmadan bu dünya varsa, biri Müslüman biri Hristiyan, biri siyah, biri beyaz, tüm çocuklar aynı bahçede oynuyorlarsa... Sonra hudutları, kanunları koymuşlarsa, artık suçta belliydi cezası da belliydi. Senden önce her şeyi düşünmüşler sen doğunca da ha bu dünya budur böyle yaşanacak demişler o dünyanın hudutlarına kendini teslim etme. Sen bir daha bir daha söyle kendi sözlerini, adalet sade kitaplarda yazmaz. Aklın kalbin hep adil olsun ve bunları yaparken daima yüreğine vicdanına kulak ver.
10 Kasım 2015
03 Kasım 2015
Bazen yazacak birşey bulamadığımda, kelimelerin tükendiğini, kendimi ise dipsiz bir kuyuda ki boşlukta hissediyorum. Dinlenecek bir şarkı, okunacak bir kitap kalmamış gibi, kısır döngüye dönüşen hayatımı izliyorum. Ara ara olur öyle diyor astroloji, güneşin ay'a bilmem çekimiymiş, yıldızların paralel takılmasıymış filan. İçimden gülebiliyorum ancak. Oysa ki ben baya baya dışımdan gülerim ki. Hayatta ki en güzel eylem gülmek, güldürebilmek değil midir? Dostlarınızın kıymetini bilin. Yarin yanağının, anason kokusunun, lüferin tadının kıymetini bilin. Sevdiklerinizi yitirmemek için ise bırakın artık şu çay keyfini.
Yazılacak kader değil! Satırlara ve sarılmalara sığmayan özlemden ibaret.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)